Bu sabah güneşin doğuşu berrak bir ırmak gibi güne nakaratlar eşliğinde,
yakamozlu ışıkları bütün hisleri karmakarışık bir denkleminde sorguluyordu ve
yürekte acı bir sızı perçinleyip bütün bir ruh coğrafyasının iç hesaplaşmasıyla doğup gergin bir ayaz gibi çarpıyordu yüzüme.
Hepimizin aradığı o değil midir?
Uğruna tüm benliklerimizi uğruna paylaşma sevdası;
Bazen eşkıya olup dağlara çıkar bazen gül niye dikenlidir diye sitem ederiz.
Gençliğimizi harcamaktan çekinmeyiz bir aşk uğruna.
Yalnızlığımız hep içimizde kalır.
Üşümüş bir yürekte cabası
Aslında en çok adama yasak ve gizemli aşklar acı verir çünkü imkansız olandır ama
biz inadına imkansızı isteriz uçurumların dibinde hırçın poyrazları umursamadan.
Ardından kalan yitik düşlerimizden kırıntılarla avunuruz.
Sevdalılar; Aykırı şehirler de bir yabancı gibi dolanıp durur, en içten sözler yitirilmiş olur adı gibi bildiği nağmelerde!
Kimse bilmez düşen kadar düşeni, yüreği kan ağlarken bir kuş gibi çırpınır ama çırpınışları kimse duymaz!
Çünkü aşkta kanun yoktur, herkes dilediğince yaşar ve acılarına da tek başına göğüslemek zorunda kalır.
Bu gün başka bir limandan ayrıldımda geldim, arkamda enkazlarımı bırakarak.
Her dalga beni kırıyordu,
martılar ise çığlıklarımı duymadan maviliklerde özgürce uçmanın tadını çıkarırken ben ağlar, gözyaşlarımı soğuk toprağa, acılarımı da sineme çekerdim.
Ne zormuş gerçekleri haykıramamak, sevdasına korkusuzca koşmak!
"Yaşıyorsam ben de varım" nidalarını bir türkünün ezgisinde dinlemek isterdim oysa.
Oysa bu Evren de yaşamak, gülüp eğlenmek herkesin hakkı kadar doğal bir şey daha var mı?
Ya yaşamın ölüm kıyılarına mahkum eden yazgılara ne demeli?
Hayata birer tanığız ama kendimize hep yabancı kaldık!
Gideceğimiz yerlere varmak istediğimiz her yolda biz varız çünkü dönüp dolanıp yine kendimize varırız, bir limana sığınırcasına.
Ve binlerce unuttuğumuz sevgi kırıntılarından bir parça olsun alıp değerlendirmekten çok aciz kalmışız,
hayatın düzlem meteforlarından rüzgarla salanır hale gelmişiz, bu salanımlar elbet acıdır birde hedeflerimizden olmuşsak.Oysa günlerden çok beklentilerimiz vardı işten çok aşka, aşksız bir gün bile ziyan gelir boşa geçti dediğimiz bir saniyelik ömrümüzden.
Sevginin kokusu olmaz,
dokunulmayınca o sıcacık teni ve bazen belirsizlikler olur sevgi sandığımız ruhlara gizemce yapışmış ihanetlerden korkarız.
Hani hayaller kurupta her bulutları yağmur bulutları olsun isteriz ya,
gökyüzünü hep mavi diye tutturduğumuz gibi
Ve renkler birer yansıma değil mi denizlerden?
Oysa tüm aşklar birer kasırgadır vurur,
kırar döker arkasından
kocaman bir aşk enkazını bırakarak...